yün mandala denemeleri..

Bu hafta ‘ihtiyacımız kadar tüketme’ konusunda çok büyük adımlar attık. Mesela artık kalemlerimizi kalemden bir zırh içinde güvende tutuyoruz :)

IMG_8757

‘Tüketmeme’ üzerine bu kadar konuşmuş  adımlar atmışken ve kendi bez bebeklerimizi de yapmışken sadece iki parça dal ve bir yumak ipten neler yapabiliriz peki dedik ‘yün mandala’ yapımını öğrenmek için sınıf velilerimizden Senem Göl Beşer’i sınıfımıza davet ettik. Kendisi için bu dakikaların özeti ‘Seneeeeem Seneeeem buraya gel’ seslenişleri olsa da biz bugünden çok keyif aldık çok sabrettik çok uğraştık ve çok şey öğrendik.

IMG_8824

IMG_8813

IMG_8815

IMG_8816

IMG_8828

IMG_8832

IMG_8833

IMG_8835

IMG_8836

IMG_8843Senem Hanım’a bize zaman ayırdığı için çok teşekkür ederiz :)

Burcu Meltem Arık Arkadaşlar Sınıfında..

Burcu: Sanırım bana sorularınız varmış.

Oskay: Öğretmenimiz dedi ki doğa arkadaşımın kutusu oyunu sen başlatmışsın.

Luka: Bir şey söyleyeceğim Burcu. Bir de biz İzmir’e kutu gönderdik.

Eren: Ve gönderdiğimiz kişi Özge’nin arkadaşıydı.

Luka: Onlar İstanbul’a gönderdi biz İzmir’e

Burcu: Neler çıktı içinden?

Lukas: Pamuk.

Oskay: Yaprak farklı farklı

Luka: Bize deniz kabuğu geldi.

Burcu: Şahane şeyler gelmiş. Şimdi sorularımıza dönelim mi?

Ada: Neden yapraklar kuruyor?

Tan: Sana soracağımız soruları yazdık biz oradan oku.

Burcu: Bu soruyu yanıtlamadan önce sizin ne bildiğinizi merak ediyorum. Neden kuruyor yapraklar?

Asya: İhtiyacı olan şeyleri vermediğimizde onlar kuruyor.

Luka: Biz öyle bir deney yapmıştık Özge ile.

Çakıl: Ağaçlar yaprak açmak için yaprak döküyorlar.

Burcu: Şahane bir yere değindin. Birazdan buna geleceğiz sakın unutma olur mu.

Eren: Çünkü su bir ihtiyaç ya. Yapraklarını dökmesi de bir ihtiyaç. Yaprakların yeni yaprağa dönmesi için yapraklarını dökmesi gerekiyor.

Burcu: Çakıl ve Eren’in yorumları birbirine yakın. Devam edelim bakalım.

Oskay: Su ona sağlık verecek bir şey ama sanırım sonbaharda su yetmiyor. Güneş de yetmiyor ve yapraklar kuruyor.

Burcu: Biraz ıslanacağız ama bu sorunun yanıtını bahçede bulacağız. Hadi yağmurluklarınızı giyin ve bu sorunun yanıtını bir ağacın yanında arayalım.

IMG_8796

Ela K.: Burcu yaprağını hiç dökmeyen bir ağaç olur mu?

Burcu: Birazdan söyleyeceğim.

Luka: Hey Burcu bak şu ağaca bu hiç dökmedi yaprağını. Bu kış ağacı mı?

Burcu: Birazdan hepsini yanıtlayacağım. Bu dalın üstündekilerin ne olduğunu bilen var mı?

Çakıl: Tomurcuk bunlar. Yeni yaprak açacak demek

Burcu: Evet yaprak açacak demek. Bunların yerinde önceden ne vardı biliyor musunuz?

Luka: E yaprak

Eren: Kuru yapraklar.

Burcu: Yeni yapraklar bu ağacın büyümesi için önümüzdeki yıl çıkacaklar. Onlar çıkmaya başlarken çok özel bir şey oluyor içinde. Bazı ağaçlar çok özel bir madde çıkartıyor içinden sonbaharda ve bu maddeyi bulmanızı istiyorum sizden bu sizin göreviniz. Bu maddeyi salgılamaya başladıklarında bir anda üstündeki o önce çıkan yapraklar kuruyor. Yeniler çıktıkça eskileri itiyor.

IMG_8802

IMG_8803

Tan: Ama Burcu sen adını biliyorsan bize söyle

Burcu: Bu sizin göreviniz Özge ile bulabilirsiniz. Yeni yapraklar büyüyebilsin diye eski yapraklar düşüyor. Eğer eskilerini dökmezse bu ağaç uzayamaz. Şurada bir tane boğum var görüyor musunuz?

Ela K.: Evet evet şu ucundaki

Burcu: Bu boğumla bunun ucunu ölçmenizi istiyorum. İlkbaharda her hafta ölçmeye devam edin. Bakalım ne sıklıkla büyüyecek. Bu çizgi bu ağacın ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. Bakın buradan buraya bir yılda büyümüş. Siz de onu ilkbaharda ölçün.

Bir soru daha sormuştunuz bana bütün ağaçlar yapraklarını döküyor mu diye?

Ela K.: Çam ağacı yaprak dökmüyor.

Kızılçamın altına yürüdük..

IMG_8804

IMG_8807

Burcu: Yere bakar mısınız?

Luka: Bunlar çam yaprağı.

Burcu: O zaman çam da yaprağını döküyor.

Lukas: Birazcık birazcık döküyor o zaman.

Luka: İçindeki kahverengileri döküyor o zaman sadece.

Sınıfımıza geri döndük..

IMG_8808

Burcu: Size şunu sormak istiyorum. Hangi ağaçları kışın görmüyoruz?

Oskay: Ayılar uyuyor kışın?

Burcu: Neden uyuyorlar ki?

Oskay: Soğuk havayı sevmiyorlar ve yemek bulmakta zorlanıyorlar diye yatıp bütün kış uyuyorlar.

Lukas: Kendilerini korumak için.

Masal: Kirpi var mesela. Top oluyor ve bir yuvaya sığınıyor.

Burcu: Neden bunu yapıyor?

Masal: Isınmak için.

Eren: Bazen tehlikeli hayvanlar onu kestane sanmasın diye uyuyor. Tehlikeli hayvanlar avlanıyor.

Lukas: Çita ve kartal mesela.

Eren: Veyahut kötü adamların onu almaması için kirpinin top olması lazım.

Burcu: O zaman şöyle söyleyelim soğuktan, yemek bulamamaktan ve kötü adamlardan korunmak için uyuyorlar.

Eren: Delik bulmaları lazım bunun için. Sıcak bir delik.

Burcu: Hayvanlar kendilerini böyle koruyorlarsa ağaçlar nasıl koruyor olabilir?

Masal: Ağaçlar kabukları sayesinde kendilerini koruyorlar. Yapraklarını döküyorlar ve korumaya devam ediyorlar.

Burcu: Yaprağını dökerek nasıl koruyor? Ağaçlar kışın kendilerini nasıl koruyorlar?

Asya: Yaprakların yuvası toprak ve onlar düşse bile ağaç kökleriyle onu geri alıyor.

Burcu: yaprağın içinde ne var?

Eren: Damar yani su deposu

Burcu: Kışın çok soğuk olduğu zaman suya ne olur?

Eren: Gider.

Burcu: Nereye gider?

Eren: Sıcak yerlere.

Masal: Biliyorum ben buz olur. Yapraklardaki tüpte su buza dönüşür.

Burcu: Donar yani. Yapraklar çok ince ve işte kışın o suların hepsi donmasın diye yapraklarını dökerek ağaç küçülür. Suyunu biraz daha içine çeker. Gövde içindeki suyu tutar. Tomurcukları korur ve aslında ağaçta yaprağını dökerek uyur. Ama her ağaç bunu yapmıyor.

Eren: Mesela çam uyumuyor yapraklarını dökmüyor.

Burcu: Dökmüyor muydu?

Ela K.: Döküyor döküyor ama nasıl?

Burcu: Bazı ağaçlar yapraklarının hepsini kendisini dökerek koruyor. Kızılçam gibi ağaçlar biranda dökmez bir kısmını döker çünkü bu ağaçlar soğuğa daha dayanıklı. Yaprağının kalınlığıyla ilgili. Elinizdeki yapraklara bakın çok ince olanlar var. Şimdi çam olanlar baksın.

Luka: Bu daha kalın ve ince.

Burcu: Yaprağa dokunarak anlayabilirsin. İnce yapraklar ve kalın yapraklar var elinizde. Kalın yapraklar soğuğa daha dayanıklıdır. İçindeki su donmaz bu yüzden.

IMG_8810

Çakıl: Şimdi anladık yaprağa bakıp bulabiliriz.

Burcu: Görevinizi unutmayın ama olur mu? Çünkü bu konu salgıladıkları madde ile ilgili bir de. Bazı ağaçlar sonbaharda bu maddeyi salgılıyorlar.

Ela K.: Amerikan sarmaşığı mesela döküyor çok ince. Hatta buzlukta bekletince daha da inceliyor biliyor musun?

Lukas: O oyunda yaptık denedik.

Burcu: Ah ne güzel bu denemeleriniz. Üçüncü sorunuza bakalım. Dikilen her şey ağaç olur mu? Bilim insanları ağaç tanımı için şunu demişler bir bitkiye ağaç demeniz için onun en az 5 metre olması lazım. Bu da yetmez gövdesinin de odunsu yani sert olması lazım. Gövdesi odunsu ama boyu 5 metrenin altında olanlar var bunlara da çalı diyoruz.

Özge: Size 5 metrenin ne kadar olduğunu biraz açıklamak istiyorum. Bu metrenin boyu 1 metrelik mesela. Bundan üst üste 5 tane olduğunu düşünebilirsiniz.

Luka: Baya büyük yani

Temmuz: Mercimek ağaç olur mu Burcu?

Ela K.: Çalılar döker mi yaprağını?

Burcu: Ben size bu tanımlamayı yaptım.Ama deneyin ve gözlemleyin bakalım mercimek neymiş. Çalılar döker mi bunu da sizin gözlemlemeniz gerekecek. Ben şimdi gidiyorum siz size verdiğim görevleri ve tanımlamaya göre kendi sorularınızın yanıtını bulup bana haber verin lütfen. Ben sonra tekrar gelip sizinle konuşacağım.

Oskay: Çok teşekkür ederiz Burcu.

Tan: Biz buluruz Özge seni yine çağırır.

 

bir ağacı ağaç yapan nedir?

Özge: Deney kaplarınızdaki mercimek ile sınıfımızın önündeki kızılçamı karşılaştırmanızı istiyorum. İkisi arasında ne gibi farklılıklar var?

Masal: Kızılçam bir ağaç ama bu bir ağaç değil.

Özge: Ağacı ağaç yapan nedir?

Ela K.: Ağacın gövdesi olur. Ama bunların gövdesi olmaz.

Aymin: Ağaçların tohumları farklıdır. Bu mercimek gibi şeylerin tohumları farklıdır.

Defne: Kalınlıkları farklı.

Lukas: Ama bazen çok ince ağaçlar vardır.

Defne: Bu kadar ince olmaz ama. (mercimek filizini göstererek)

Temmuz: Ağaçlar çok uzar. Ama filizler bu kadar uzamaz.

Lukas: Ağaç olması için uzun olması lazım.

Ada: Ağaçlar çok yapraklı olur bir de.

Tan: Ağaç olması için bir şeyin büyük olması lazım.

Luka: Tohumlanmış olanlara bitki diyoruz. Çok sert tohumlu ve gövdeli olanlar da ağaç.

Çakıl: Ağaçlarda aslında ilk olduğunda böyle filiz oluyor. Ama daha dimdik ve güçlü. O fide büyüdükçe ağaç oluyor. Gövde kalın oluyor ve ağacı korumak için kabuklar oluyor.

Ada: Bir şeyin ağaç olması için tohumunun mercimek olmaması gerekiyor. Ağaç tohumları farklıdır.

Temmuz: Ağaçların kökleri daha sağlam olur.

Oskay: Ağaçların tohumları bile çok sert olur mesela meşepalamudu.

Lukas: Ve ağaçlarda tohumlar olur. Kendi tohumunu taşır.

Oskay: Rüzgar ve yağmur damlaları bu tohumları büyütüyor ve ağaç oluyor.

Ela K.: Ve ağaçlar çiçek açabilir. Aslında küçük bitkiler de çiçek açar. Ağaçlar çiçek açtıktan sonra meyve çıkartır fark bu. Çoğu ağaç böyle.

Asya: Ağaçlar sonbaharda yaprak döker. Ama diğer bitkiler dökmez. Hatta hep yeşil kalabilir.

Temmuz: Diğer ağaçların gövdeleri dik dik olur ama işte ağaç olmayanların şeylerin o kadar dik değildir.

Defne: Ağaçların gövdeleri kahverengi olur.

Luka: Gövdesi beyaz olan ağaçlar da var.

Çakıl: Tamam ama bunlar yeşil.

Işık: Ben bu mercimek filizini ağaca dönüştürebileceğimizi düşünüyorum.

Oskay: Bu kesinlikle olmaz.

Işık: Bu kapta olmaz haklısınız ama eğer büyük bir yere dikersek bu ağaca dönüşebilir.

Tan: Biraz kafam karıştı olabilir mi?

Masal: Bence olabilir ama bunu bahçeye dikmeliyiz. Ve beklemeliyiz.

Işık: Kesinlikle bahçeye ekelim.

Aymin: Onların büyümeleri farklı. Köklerini daha büyük alana saçarsa bu ağaca dönebilir.

Asya: Bunu denememiz lazım.

Temmuz: Ağaçların dalları olur bunu bahçeye dikersek yine dalları olmaz.

Çakıl: Tohum ekersen ağaç olur.  Fasülye mercimek gibi şeyler tohum değil ki.

Işık: Bunu deneyerek bilebiliriz.

Ela K.: Aa bunu Burcu’ya da sorabiliriz.

Özge: Perşembe gelecek Burcu ne sormak istersiniz?

Çakıl: Yere dikilen her şey ağaç olur mu?

Aymin: Olmaz ama soralım o bilir.

Işık: Her şeyi ağaca döndürebilirsin.

Masal: Karpuz ve kavun hariç

Lukas: Biber ve domates de olmaz.

Aymin: Bazı şeylerin bitkisi vardır bazılarının ağacı vardır. Fark bu.

Işık: Mercimek hangisinden

Aymin: Bilmiyorum ağaç olabilir.

Bu hipotezlerini denemek için mercimeği bahçede belirledikleri yere diktiler. Şimdi ağaca dönüp dönmeyeceğini gözlemliyoruz :)

IMG_8758

IMG_8761

toprağın altında neler kaybolur?

IMG_3675-2-1024x682

Süperkurti kitabının bu sayfasında durduk..

Özge: Toprağın altındaki bu şeyler de ne?

Tan: İşte çevreyi kirletmişler ve toprağın altında bunlar kaybolmamış.

Işık: Çatal gibi şeyler toprağın altında kaybolmaz.

Aymin: Toprağın altında çatal yok olmaz çünkü toprağın suyunu emmesi lazım ama ememez. Çatal su çekemez.

Ela K.: Çatal gibi şeyler toprağa çok zarar verir aslında. Canlılar topraktan su ememez. O yüzden de oradaki canlılar beslenemez.

Lukas: Ama bazı şeyler gübre oluur. Gübre dediğim şey çatal değil mesela.

Ela K.: Yemeklerden ya da kakalardan yapılan şeyler gübre demek. Toprak gübreyi  emiyor ve toprak daha daha güçleniyor. O zaman bitkiler daha çok oluyor.

Masal: Ben size bir keresinde söylemiştim gübrenin nasıl oluştuğunu ama bir daha söyleyeceğim. Solucanların kakası gübredir mesela.

Luka: Gübre nedir tam bilmiyorum. Ama toprağın altında kaybolmayan şeyler var. Eşyaların geri dönüşüm çöpüne gitmesi gerekiyor çünkü toprağın altında kayboluyor.

Lukas: Çünkü toprağın altın canlı olmadığı için bunlar kaybolmaz.

Aymin: Çünkü onlar neden olmaz? Çünkü her şeyin farklı bir türü vardır. Onlar emilmeyen tür. Suyun türü emilen tür ama şişe emilmeyen tür. O bir nesne çünkü. Bir şeyi büyütmüyor. Her şeyin bir kullanımı vardır. Gübrenin kullanışı toprağın emmesi mesela.

Tan: Bu çocuklar neden yere atıyor bu şeyleri bilmiyorum. Şeker istiyorsa neden yere atıyor o zaman mikroplu şeker oluyor.

Ada: Toprağı kazıp bu kirlilikleri çıkartabiliriz.

Özge: Bu alanda mümkün gibi fikrin ama dünya üstündeki toprağı düşünecek olursak..

Asya: Of o zaman çok iş olur.

Masal: Bunun sonunda küresel ısınma oluyor.

Lukas: Kazıp çıkarmak çözüm değil çünkü toprağa zarar verir.

Ela K.: Mesela yerin altını kazıp bu toprağın altında yok olmayanları çıkarırken solucanlara zarar veririz. Dikkatli olmamız lazım. Yere atarlarsa solucanlara da batabilir. Ağacın köklerine de zarar verir.

Oskay: Bizim kakalarımız mesela gübre. Hayvan kakaları gübre.

Tan: Çözüm atmamak. Ama bu atılanlara ne oluyor?

Masal: Çok uzun uzun yıllar.

Lukas: Muz kabuğu hemen kaybolur.

Ela K.: Evet muz kabuğu bir gübredir o yüzden hemen kaybolur. Ama plastik şeyler gübre değildir ve kaybolmaz. Hiç kaybolmaz sanırım yıllar sürer. Kaka gibi vıcık vıcık şeyler hemen kaybolur.

Luka: Muz kabuğu ne kadar kayboluyor ki Özge?

Özge: Bilmiyorum ki. B

unu deneyerek gözlemleyebilirsin.

Aymin: Toprak alırız içine koyarız bakarız nasıl gübre oluyor diye.

Özge: evet olabilir. İçine gübre olmayacağını düşündüğünüz şeyleri de yerleştirip bakabilirsiniz ve süreci gözlemleyebilirsiniz.

Asya: Yaşasın yine bir deney bu.

Özge: Hadi yapalım o zaman

Oskay: ben mutfağa gidiyorum.

Özge: Ben size bir kutu bulacağım.

Tan: Ben remidadayım..

Herkes seçtiği malzemeleri getirdi ve toprağa gömdü. Küçük bir kapta toprağın altında neyin ne kadar sürede kaybolabileceğini gözlemlemeye çalışmak amacıyla yola çıktılar. Bakalım bu keşif bizi nerelere sürükleyecek :)

IMG_8749

IMG_8754

IMG_8755

IMG_8756

Eğlence Sınıfı Aralık 4.Hafta

Sevgili Eğlence Sınıfı Velileri,

 

Bu hafta Eğlence sınıfında matematik dersimizde çıkarma işleminde yuvarlama, sonucu tahmin etme ve zihinden çıkarma işlemleri üzerine çalıştık. Evde de özellikle zihinden çıkarma işlemlerinden pratik yapmları iyi olacaktır. Türkçe dersimizde 5N1K soruları ile ilgili çalışmalar yaptık ve bir gazete haberini bu soruların yardımı ile inceledik. Öykü unsurlarını da kendi yarattığımız bir öykü üzerinden inceledik ve hatta bu öykünün kısa filmini dahi çektik. Pek yakında youtube kanalımızda izleyebilirsiniz :)

IMG_2520 IMG_2519 IMG_2521 IMG_2522 IMG_2518 IMG_2523 IMG_2524 IMG_2525 IMG_2526 IMG_2261 IMG_2262 IMG_2263 IMG_2596

Geçtiğimiz hafta sınıfça yapmayı planladığımız proje sürecimiz tüm hızıyla devam ediyor. Yapacağımız süreçleri, ürünümüzü ve neler yapabileceğimizi belirledik. Bunu belirlerken mind map kullandık. Bu oldukça hızlandırdı işimizi.  Gelecek hafta bu süreçlere devam ediyor olacağız.

IMG_2241 IMG_2242 IMG_2243 IMG_2233 IMG_2232 IMG_2231 IMG_2230 IMG_2229 IMG_2197 IMG_2195 IMG_2598 IMG_2588 IMG_2610

 

 

 

Sınıfçemberini bu hafta Elif yönetti:

 

IMG_2614 IMG_2615 IMG_2613 IMG_2612

 

 

Herkese keyifli bir hafta sonu diliyorum. Yeni yıl herkese barış, sağlık, umut, huzur ve mutluluk getirsinn :)

 

Minyonlar Sınıfı-15. Hafta

Herkese Merhaba,

Geçtiğimiz günlerde detaylı bir mail yazmıştım bu nedenle bugün biraz daha kısa yazıyorum. :)

Bu hafta çocuklarla çarpma işlemlerini çalıştık. Çarpma işlemlerini çalışırken fasulyeleri kullandılar ama artık zihinden sayabiliyor olmalarını bekliyorum. Bu nedenle evde pratik yaparken parmaklarını kullanmalarına izin verebilirsiniz, çok zorlanıyorlarsa sadece farklı malzeme kullanabilirler. (Fasulyeleri mesela)

thumb_IMG_1124_1024 thumb_IMG_1123_1024 thumb_IMG_1122_1024

thumb_IMG_1121_1024 thumb_IMG_1118_1024

Bu hafta belirttiğim gibi, Türkçe saatlerinde isimlerle ilgili pratikler yaptık ve alfabetik sıralama üzerinde çalıştık. Evde okuma yaparken okuduklarını anlayıp anlamadıklarını öğrenmek ya da bunu geliştirmek için mutlaka sorular sorabilirsiniz. Bu nedenle okuma yapma zamanlarını takip etmek, bu zamanlar bittikten sonra kitabın özetinin çıkarılması, kitaptaki özel isimlerin söylenmesi, kitaptaki topluluk isimlerinin buldurulması, anlamını bilmedikleri kelimelerin anlamlarını sözlükten bulmalarının sağlanması çok faydalı olacaktır.

 

Bu hafta bizim için oldukça heyecanlıydı biliyorsunuz çünkü yılbaşı çekilişi yapmıştık. Bazılarımız tutamayıp ağzından isimleri kaçırsa da genel anlamda sır saklama konusunda çok iyiydiler. Bugün, öğle yemeğinden sonraki ara zamanında hepimiz hediyelerimizi vereceğiz. Şimdi hediyelerimizi ışıklı masanın üzerinde topladık ve sabırsızlıkla bekliyoruz. Ben o anları yine İnstagram/minyonlarsinifi üzerinden paylaşacağım. :)

Bugün aynı zamanda çocuklar öğle yemeği zamanında evden getirdikleri yemekleri yiyecekleri için çok heyecanlılar. Her gün böyle yemek istediklerini söylediler ve bir süre neden bunun gerçekleşemeyeceğini birlikte tartıştık.

Biz şimdi yeni yıl partisindeyiz. :)

thumb_IMG_1378_1024 thumb_IMG_1381_1024 thumb_IMG_1383_1024 thumb_IMG_1377_1024 thumb_IMG_1373_1024 thumb_IMG_1143_1024 thumb_IMG_1178_1024 thumb_IMG_1144_1024 thumb_IMG_1145_1024 thumb_IMG_1146_1024 thumb_IMG_1176_1024 thumb_IMG_1177_1024

 

Bu haftamız böyle geçti. :)

 

Herkese mutlu, huzurlu, sağlıklı bir yıl diliyorum.

Sevgiler,

 

Emel

 

MİNİK KAPLANLAR 14. HAFTA

Sevgili 1-A sınıfı velileri;

Bu hafta çember saatlerimizde uygarlıklar üzerine konuşmalarımız devam etti. Özellikle eski bir uygarlık olan kızıderililer bizim için merak konusuyduı, Çınar arkadaşımızın önerisiyle başlayan Kızılderilileri tanıma çalışmalarımız, sonrasında Kızılderili kültürüne, yaşayışlarına dair belgeseller izlememizle devam etti. Büyük Kızılderili şefi Geronimo yu tanıdık, Kızılderililerin ünlü sözlerini okuyarak üzerlerinde tartıştı. Acaba Kızılderililer bize ne tavsiyeler veriyorlardı ? paranın yenecek bir şey olmadığı ne demekti, birlikte davranmak nasıl olurdu, doğa neden bu kadar değerliydi? Ceren arkadaşımız Gerenimo ile isim benzerliğinden ötürü (cerenimo) ilk kızılderilimiz olmaya adaydı.

Okuma yazma çalışmalarımız haftada iki ses öğrenme şeklinde sürüyor. Bu hafta  “b” ve “u” sesini öğrendik, yazma çalışmalarıyla bunu destekledik, metinlerimizi önce okuduk sonra defterlerimize yazdık, artık kendi kelimelerimizi,cümlelerimizi yarattığımız bir dönemdeyiz.

Matematik çalışmalarımızda sayıları sıralama, büyük küçük kavramı ve sayıları basamaklarına ayırma çalışmalarına devam ettik.

 

 

Cuma günü son dersimizde hem haftanın yorgunluğunu atmak hem genel kültürümüzün gelişimine katkı için Charlie Chaplin ünlü filmi The Kid’in bir kısmını izledik.

 

IMG_0850IMG_0856IMG_0855IMG_0852IMG_0854IMG_0853IMG_0873IMG_0875IMG_0876IMG_0882IMG_0883IMG_0885IMG_0888IMG_0889IMG_0891IMG_0910IMG_0914IMG_0912IMG_0911IMG_0915IMG_0916IMG_0917

 

 

‘bu dünyanın bile bir dokusu var’

Fırat Öğretmeni doku üzerine konuşmak ve çalışmak için sınıfımıza davet ettim..

Özge: Fırat Öğretmen bugün sınıfımızda çünkü sizinle bugün konuşacağımız konu Fırat’ın alanıyla da ilgili.

Fırat: Sanırım ışıklı masada çalışırken yaprakların dokularının birbirinden farklı olduğunu konuşmuşsunuz.

Eren: Evet Fırat farklı farklıydı yaprak dokuları.

Fırat: Ben sizinle bugün doku üzerine konuşmak istiyorum diğeri Özge’nin iyi olduğu alan. Doku ne demek?

Eren: Bir şey örmek demek doku. Dokumak yani.

Aymin: kumaşların türleri demek doku.

Masal: Kumaşın inceliği ve kalınlığı demek doku.

Asya: Yaprağın mesela üzerinedeki şeyler demek. Damar da doku.

Lukas: Tırtıklı mesela

Luka: Doku ne demek? Kumaşın dokusu olur böyle tüylü tüylü

Aymin: Birçok şeyin dokusu vardır.

Tan: Benim annem bir mimar ve bana dokuyu öğretti. Mesela duvarlarda bi doku var çatılarda ve yerde de bir doku var.

Fırat: Herkes çok da farkındaymış aslında

Aymin: Hava da bile bir doku var.

Defne: Ayakkabıların altında doku olur. Yerde izi çıkar.

Ada: Ellerimizde de doku olur.

Eren: Ellerimizde doku varsa benim vücudumda da doku vardır.

Temmuz: Kapıların üzerinde doku olur.

Ada: Çıtırdayan şeylerdir doku.

Masal: Bir de aslında bu dünyanın bile bir dokusu var.

Oskay: Her şeyin dokusu vardır yani. Arabaların evlerin ağaçların..

Fırat: Şimdi sizinle bir oyun oynayacağız. Ben bir sürü nesne getirdim ve gözlerimizi kapatıp bu nesneleri tanımaya çalışacağız.. Sonra da Defne’nin de demin bahsettiği gibi bu nesnelerin dokularını çıkarmayı deneyeceğiz.

IMG_8600

Luka: Çok eğlenceli.

Fırat’ın getirdiği nesneleri sadece dokunarak tanımaya çalıştık..

IMG_8604

IMG_8605

Özge: Gözleriniz kapalıydı ve dokundunuz ve hepiniz farklı yanıtlar verdiniz. Kiminiz dokunduktan sonra nesneyi tahmin etti kiminiz bu tırtıklı ya da ipeksi gibi sözcükler kullanarak nesneyi tahmin etti.

Luka: Çünkü başka başka dokunuşları vardı böyle.

Aymin: Ben dokunup anlamaya çalışırken heyecanlandım.

Asya: Ben bazen korktum.

Işık: Her şeyin bi dokusu olmasa bunları anlayamazdık Özge.

Temmuz: Dokular bile farklı farklı..

 

deney kaplarındaki değişimler..

Haftalar sonra deney kaplarımızda meydana gelen değişimler üzerine konuşmak için çemberde bir araya geldik.

Özge: Deney kaplarınızı gözlemliyor musunuz?

Asya: Ben gösterdim ya sana çıkmış mercimekler

Oskay: Bizim ki o kadar büyümemiş.

Eren: Bir tanesi baya iyi gitmiş.

Oskay: Onun bütün ihtiyaçları var çünkü.

Özge: Tek tek bakalım değişimlere.

Ela K.: Susuz olan hiç büyümemiş tam düşündüğüm gibi.

Özge: Su ihtiyacı vermediğimiz deney kabı ile bütün ihtiyacını verdiğimiz deney kabını karşılaştıracak olursak..

Çakıl: Hiçbir şey olmamış ki. Minnacık bi yeşil çıkmış o kadar.

Ela K.: Ona su verilmediği için o bitki öldü.

Luka: Ama biraz filizi var.

Eren: Toprağın içindeki su sayesinde o. İçindeki suyu hep emmiş.

Lukas: Kökü yok mesela bunun.

Çakıl: Ve çok kuru.

Asya: Karanlık olana bakalım.

Özge: Bu kap için gözlemlediğiniz değişiklikler bu kadar mı?

Ada: Evet çünkü yaşam yok.

Özge: Tamam o zaman karanlıkta beklettiğimiz kap için neler söyleyebilirsiniz?

Çakıl: Bunların boyları eşit gibi eşit büyümüş. Ortak boy gibi. Ama diğerleri öyle büyümemiş.

Luka: Aynı zamanda büyümüşleri.

IMG_8630Ela K.: Bakın bakın bunun rengi yeşil diğerinin az yeşil.

Asya: Şu büyük olan daha fazla yeşil küçük olan daha sarı ve beyaz.

Özge: Bunun sebebi ne olabilir?

Ela K.: Işık kesinlikle.

Özge: Işığın bitkinin yeşil olmasında etkisi vardır diyebiliri miyiz?

Eren: Evet çünkü tam öyle olmuş. Güneş ışığı alanlar daha yeşil almayan daha sarı gibi

Ada: Hatta kökleri gibi beyaz.

Özge: Işığın bitki üzerinde nasıl bir etkisi olabilir ki?

Aymin: Yağmur ve güneş karışımında gökkuşağı oluşuyor ya yani renk oluyor. Bizim verdiğimiz su ve güneş belki bunda yeşillik yaratmıştır.

Lukas: Mesela ayçiçekleri bir tek güneşe bakıyor. Güneş neredeyse oraya dönüyor belki de o yüzden sarı renk.

Ela K.: Bu daha süreli büyümüş bir de çok dik bir de.

Temmuz: Diğerleri yamuk yamuk büyümüş.

Masal: Gövdeleri bükük bükük.

Defne: Güçlü değil yani.

Oskay: Bizim kemiklerimize güneş ışıkları iyi geliyor ya hani sen demiştin. Bunlar da öyle işte.

Defne: Yaprak sayıları da az mesela. Az çiçek açmış karanlıkta olan.

Tan: Ben şu havasızı inanılmaz merak ettim.

Temmuz: Yapraklarında da yeşil renk az.

Özge: Bunu karanlıkta bekletmeye devam edeceğiz. Bizi ne gibi sonuçlar bekliyor sizce?

Luka: İyice güçsüzleşecekler.

Ada: Susuz kaptaki gibi ölebilirler.

Ela K.: Büyümeyebilir. Su var ama yetmez.

Asya: Solacaklar iyice.

Lukas: Hadi havasızı açalım. Çok merak ediyorum.

Özge: Tamam şimdi havasız bıraktığımız kabımızı açalım o zaman.

Masal: İnanılmaz büyümüş gibi ama kapağı kapalı ya fark edemiyoruz.

Tan: Özge buna çok mu su verdik kabın üstünde damlalar var.

Özge: Eşit miktarda su verdi sınıf liderleri ama gerçekten burada diğerlerinde olmayan bir şey var. Bu damlalar da nereden geldi?

Temmuz: İçindeki su dışarı çıkmış.

Çakıl: Hava aslında su.

Lukas: Tencerelerde de böyle oluyor.

Özge: Nasıl bir bağ kurdun?

Lukas: Yemek yaparken tencerenin kapağında böyle damlalar oluyor.

Eren: O buhar ama.

Asya: Buldum sıcaktan terlemiş bu. Yemek yaparkende yiyecekler terliyor ocaktan.

Ela K.: Evet ya biz de terleğimizde nasıl ıslanırız dimi?

Tan: Ve kokarız bunlar kokmuş mu bakalım

Deney kabını açtık ve..

IMG_8633

Masal: Çok kötü kokuyor ya

Lukas: Of fena büyümüş ama

Işık: Koyun gibi kokuyor

Tan: İğrenç ya bu ne

Lukas: Beyaz şeyler var orada!

IMG_8635

IMG_8636

Özge: Bu toprağın üstündeki beyaz şeyler de ne böyle?

Ela K.: Terlemiş kokmuş ve böyle pamuk şeyler olmuş.

Tan: Spider man ağı gibi.

Eren: Çok terlersen böyle olur işte.

Çakıl: Küf gibi beyaz sanki.

Özge: Küflenmiş mi yani?

Aymin: Ekmek gibi yani küflenmiş.

Ada: Terleme bunu bozmuş ve küflendirmiş.

Temmuz: Mesela birşeyi çok uzun süre kapalı tutarsan o küflenebilir.

Eren: Bunu kapalı tutarsak daha çok küflenmeye başlayacak. Ve sonra ölür.

Masal: Bu küf sınıfımızı kaplamasın?

Tan: Küf nasıl kaplasın o cansız.

Özge: Cansız olduğunu nasıl anladın?

Tan: Bir şeye ihtiyacı yok sadece zarar veriyor.

Asya: Benim bir kere taytım küflenmişti hem de hiç giyemeden.

Lukas: Özge tayt küflenir mi?

Özge: Neden küflenmesin ki?

Lukas: O terlemiyor çünkü.

Aymin: Ekmek de terlemiyor ki.

Işık: Canlı şeyler küflenir sadece

Ada: Ekmek canlı mı Işık?

Temmuz: Ekmek mayası var içinde.

Eren: İçinde buğdayı var.

Luka: Çok kafam karıştı ya.

Oskay:Bunu araştıralım.

Özge: Tamam o zaman küfü araştıralım siz bi evinize bakın neler küflenmiş ben de bakacağım. Birilerine de sorabilirsiniz.

Bir sonraki çember zamanında küflenme üzerinden devam edelim. Deney kaplarınızı tekrar yerlerine koyun lütfen..