‘kağıttan dönen metre’

Bir önceki ders kozalaklarla ilgili konuşurken konu dönüp dolaşıp ağacın yaşına gelmişti. Bir ağacın yaşını halkalarını sayarak bulabileceklerini biliyorlardı ama peki yaşayan bir ağacın yaşını bilmenin bir yolu olabilir miydi? Ya da iki ağaca şöyle bi baktığında ‘bu buna göre daha yaşlı bir ağaç’ diye fikir yürütebilir miydin?

Çakıl: En kalın gövdeli ağaç yaşı en büyük ağaçtır.

Eren: Çünkü içinde çok çok halka vardır.

Oskay: Yani en şişman ağaç

Tan: Tombili yani

Aymin: En kalın ağacı bulacağız yani ama bize göre olabilir

Ela K.: Kesin kızılçam olacak. Hadi bakalııım!

İşte bu hipotezle çıktık bahçeye.. bahçemizdeki en yaşlı ağacı bulmak için başladık oradan oraya koşturmaya..

IMG_8940

IMG_8942

IMG_8943Bahçemizdeki iki ağaç neredeyse birbiriyle aynı kalınlıktaydı. Hangisinin daha yaşlı olabileceğine ölçmeden karar veremeyeceğimizi anladık.

Işık: Bakın bana göre o size göre o ağaç. Bunu ölçmeden bilemeyiz.

Tan: Nasıl ölçeceğiz? Tabiki metre ile

Masal: Sınıfımızda var ben hemen getiriyorum.

IMG_8945Ela K.: Şunları saysak bence buluruz.

Özge: Kabuğundaki şu şeritleri mi?

Eren: Evet bunun yaşla bir ilgisi olabilir.

Ela K.: 8 9 10 11…

IMG_8946

Asya: Bak bu farklı bu farklı sayamazsın.

Ela K.: Evet ama bak 20

Asya: Ben 22 saydım

Özge: Nereden başladınız saymaya?

Ela K.: Başladığım yeri bilmiyorum. Unuttum kafam biraz karıştı. Asya acaba sen başladığın yere parmağını koysan mı? Olabilir bu.

Eren: Bu olmaz sürekli farklı sayılar oluyor.

Ela K.: Şimdi 27 buldum. Şöyle tamamen saydııım

Eren: Kabuğu sayamayız olmaz.

Bu sırada sınıftaki şerit metre ve mezurayı kaldırdığım için sadece en büyük cetveli bulup getirdiler.

IMG_8950

Luka: Biz bunu nasıl yapacağız hiç bilmiyorum.

Masal: Yok öyle ölçülmez yere tutup ölçmemiz lazım.

Ela K.: Aynen yere değdirelim

Tan: Ya dümdüz yapalım şöyle

Aymin: Orasını demiyorum olmaz

Tan: Altta sıfır olması gerek

Işık: Bu sadece 100e kadar.

Masal: Ama burası 100’den fazla çıkar.

Lukas: Durun şu an boyunu ölçüyorsunuz.

Oskay: Evet şişmanlığını ölçmeniz lazımdı

Ela K.: Ha evet ya bizim bazen kafamız karışıyor.

Eren: 100 gibi

Işık: 200 galiba ama nasıl döncek bu?

Oskay: Döndürmen lazım

Luka: Bu bir işe yaramaz böyle

Asya: E kağıttan metre yapalım.

Lukas: 0 dan başlayan bir metre

Işık: Hadi bakalım koşun kağıttan metre yapıyoruz.

Luka: Kağıttan dönen metreee

Lukas: Kağıttan dönen metreeee

IMG_8952

Sınıfa girdik ve hepsinin aklında ‘kağıttan dönen bir metre’ yapmak vardı. Hepsi birden işe koyuldu kağıdı makası kalemi alan başladı kesip yazmaya

IMG_8954

Aymin: Bakın çok ince olursa olmaz

Işık: Ya görev paylaşımı yapmadık. Herkes kafasına göre yapıyor.

Masal: Birinin ince olacak birinin kalın olmaz.

Işık: Oturun görev paylaşımı yapalım.

Oskay: Biri kessin biri yazsın

IMG_8957Hep birlikte bir çember yapıp iş bölümü yapmayı denediler :)

Aymin: Ben kağıdı keserim

Tan: Ben sayıları yazarım

Oskay: Ben yapıştırırım.

Masal: Ya ben de kesmek istiyorum

Luka: Sayıları ben yazacağım.

Tan: Neden ya önce ben dedim işte

Aymin: Ben size metredeki çizgileri yaparım. Hem de keserim

Eren: Ben başladım bile burada heyyy!

Işık: Özge herkes her şeyi yapmak istiyor. Gel ve bize yardım et.

Özge: Biraz daha deneyin lütfen.. En zor olan kısmı kolayca yaptınız çünkü. Bu kargaşada birbirinizi duyup iş bölümü için bir araya geldiniz. Devamınıda yapabileceğinizi düşünüyorum. Hem illa herkes tek bir şey yapacak diye bir kural yok sadece bunu hatırlatabilirim size.

Işık: Tamam her şeyi aynı anda birlikte yapalım mı yani?

Özge: Bilmem öyle mi duydun beni?

Işık: Tamam tamam bakın hadi önce katlıyoruz sonra kesiyoruz sonra yapıştırıyoruz sonra sırayla yazarız.

Asya: Herkesin işi olur

Tan: Önce şöyle kocaman ekleyerek bir metre yapalım.

Masal: O kadar olmalı ki kocaman şu kapıya kadar.

Işık: Herkes kafasına göre hareket etmesin önce keselim.

IMG_8963

IMG_8966IMG_8972

IMG_8975Dedikleri gibi kapıya kadar upuzun bir şerit hazırladılar önce.

Ela K.: Artık duralım çünkü sanmıyorum bu kadar kalın bir ağaç yok

Işık: Evet duralım ve yazmaya başlayalım.

Asya: 0’dan başlamalıyız.

Luka: Sıra sıra yapalım.

Eren: Evet haksızlık olmaz.

Çakıl: Ve çok yazmamız lazım ve kimse yorulmaz.

Oskay: Buna baka baka yazalım.

IMG_8980

Işık: Çok iyi fikir.

Defne: Bakmak görmek yapın cetvelden

IMG_8983Masal: Ben kağıdın sonuna bi sonsuzluk işareti yapayım önce

IMG_8995Özge: Neden sonsuzluk işareti koydun?

Masal: Sayılar sonsuza kadar gider çünkü

Luka: Biz bunu yapıyoruz Özge ama kağıt ıslanır.

Lukas: Napalım koşarak gideriz.

Luka: Çatıların altından gidelim tamam.

IMG_8986

IMG_8991

IMG_8992

Özge: Bu çizgileri neden koyuyorsunuz?

Aymin: Metrenin buçukları bunlar

Tan: Buçuklu olabilir bulduğumuz şey

IMG_8994

IMG_8998Bir kısmı metrenin buçuğunu yaparken bir kısmı sayıları sırayla yazdılar.

Eren: Özge gel bi

Luka: Dur bi sayalım

Asya: Sanki karıştı bunlar. Özge 2 2 ‘de kaldık 2 2’den sonra ne geliyordu?

Luka: 17’den sonra yanlış olmuş

Ela K.: 1 ve 8 yapın oraya

Asya: Tamam öyle yazdım

Luka: 2 2’den sonra ne geliiiiiir..

Eren: 2 ve 3

Tan: Burası fabrika gibi oldu

Lukas:Evet tam bi fabrika

Tan: Çünkü herkes çalışıyor fabrika gibi

IMG_9004Çakıl: Bunu sayısızda ölçebiliriz.

Özge: Nasıl?

Çakıl: Sayısızda olur. Şöyle ölçeriz bu kadar sayı yeter.

Işık: Tamam herkes bir durdursun Çakıl bir şey diyor

Asya: Burası baya karıştı zaten

Çakıl: Ölçeriz sonra sayısına bakarız.

Lukas: Koyduğumuz bu çizgileri sayarız ölçüp yazmamıza gerek yok

Ada: Buçukları buçuk sayarız. Buçuklar önemli

Işık: Sayarız ama umarım gün bitmez.

Çakıl: 26’dan sonra çizgi sayarız.

Oskay: O zaman durdurun çizgi sayalım yazmayalım

Eren: O zaman metre olmaz bu.

Işık: Niye işte sayıyorsun

Luka: Sayılar bitmez Eren

Eren: Yarın Temmuz gelir o da yapar biraz hızlanırız

Aymin: Tek kişi yetmez. Çakıl’ın dediği olsun emek emek yaptık

Ela K.: Hep birlikte sayarız Özge sen bize zaman ayırırsın değil mi?

Işık: Biz sayarız

Luka: Bence bakın Çakıl’ın dediği olabilir.

Asya: Çizgi sayalım.

Özge: Tamam kararınız buysa deneyebilirsiniz.

Masal: Hep birlikte bahçeye taşıyalım.

IMG_9009

IMG_9014Ağaca doğru mutlulukla metreyi taşırken metre yolda ıslanır ve daha ölçemeden yırtılır.

IMG_9015

IMG_9016Keyifsiz bir şekilde sınıfa dönerler…

Kağıttan metre işe yaramadığı için evlerden dönen metre getirme kararı alırlar.

Ertesi gün..

IMG_9079

Herkes evinden onların deyimiyle ‘dönen metre’ getirdiği için önce Temmuz’a o yokken neler yaptıklarını ve neden bu metrelere ihtiyaç duyduklarını anlattılar ve sonra hep birlikte işe koyuldular.

IMG_9044IMG_9049

IMG_9050IMG_9055Orta alandaki ağacın genişliğini 144 atölyenin yanındaki ağacın genişliğini ise 149 bulurlar.

Özge: Hangisi daha genişmiş ölçmeniz işe yaradı mı?

Çakıl: 149 olan

Özge: 149’un 144’den daha büyük olduğunu düşünüyorsunuz yani

Işık: evet çünkü 1 aynı 4 aynı 9 ve 4 farklı

Çakıl: 9 daha büyük

Asya: İşte böyle anladık

Özge: O zaman süreci özetleyecek olursak ‘gövdesi en geniş ağaç içinde daha çok halka bulundurur ve bu yüzden daha yaşlıdır’ hipoteziyle çıktınız yola ve bu hipoteze göre bahçemizde en geniş gövdeli ağacın bu kızılçam olduğunu düşünüyorsunuz.

Luka: Evet Özge

Özge: E peki en genci hangisi?

Lukas: Hemen buluruz şimdi

Tan: Her yere koşun

Ada: En inceyi ölçmemiz lazım

IMG_9065

IMG_9072

Bahçedeki bütün ağaçları ölçtükten sonra hipotezleri doğrultusunda bahçedeki en genç ağacın incir ağacı olduğunu buldular :)

IMG_9080

 

Kozalaklardaki değişim..

 

IMG_8939

Özge: Ela baksana bu kozalak önceden açık mıydı kapalı mıydı?

Ela E.: Kapalı üşümüş

Özge: Evet bizim gibi üşümüş kapanmış. Sen sonra bu kapalı kozalağı nereye koydun?

Ela E.: Kaloriferin üstüne

Özge: Evet kaloriferin üstünde kozalağa ne olmuş?

Ela E.: Açılmış

Özge: Evet Ela bekledik ve açıldı.

Oskay: Ela kaç gün bekledin bunun için?

Işık: Ya bir dakika Ela’nın kozalağı açılmış ama bizim koyduğumuz diğer kozalak açılmamış bunun farkı ne?

Ela K.: Her kozalağın açılma ve kapanma süreleri farklı farklı o zaman

Oskay: Biliyorum neden. Çünkü bu kozalak diğerine göre daha küçük olduğu için.

Lukas: Tam kapalı en küçük olan tam

Özge: Ela’nın koyduğu da öyle değil miydi?

Lukas: Hayır daha az kapalıydı bu diğeri çok sıkı kapalı

Işık: farklı farklı süreler

Çakıl: Bir kozalağın açılması daha kısa sürüyor kapanması çok kolay

Özge: Kozalaklar eğer farklı farklı sürelerde açılıyorsa buna neden olan şey ne?

Eren: Mesela ikisi de aynı tür kozalak değil o yüzden süreleri farklı

Işık: Mesela bu siyah bu kahverengi. Bu daha büyük kozalak bu daha küçük

Ela K.: Ağaçlarının hem adı hem cinsi farklı

Luka: İkisi de kozalak ama başka çamların kozalağı

Ada: İkisi de tohum kesesi aslında ama biri kızılçamın biri başka çamın kozalağı olabilir

Çakıl: Kozalakların şeklinden dolayı olabilir. Bazılarının ucu sivri ve uzun olabilir. Bu da etkilidir. Bir de kozalakların bu yaprakları farklı farklı

Ela K.: Bak mesela Ela’nın kozalağının yaprağı daha açılmamış olandan farklı. O minik minik

Oskay: Büyük olanlar senin getirdiğin kozalak gibi Özge onlar hızlı kapanabilir.

Işık: Küçük olunca yavaş mı kapanıyor yani

Aymin: Bakın ben sınıfa geldiğim zaman hemen ısınamıyorum biraz üşüyorum. Üşümem birkaç dakika sonra geçiyor. Belki kozalaklarında biraz farklı farklı açılmaları ve kapanmaları bundan dolayı olabilir.

Özge: Aymin kendinden yola çıkarak çok güzel bağ kurdun.

Ela K.: Bir de en önemlisi şekil farklılığı. Bazıları çok benzese de aynı ağaçta olsalar bile farklı olabilirler

Tan: Bir şey söyleyeceğim. Aslında ben serviste uyuyorum kalkınca biraz üşüyorum sonra da eve gidiyorum üşümem birazcık daha devam ediyor. Ama başka çocuğun öyle olmayabilir.

Asya: İnsanlar nasıl farklıysa bu kozalaklarda farklı olabilir. Farklı ısınıp farklı üşüyebilirler evet.

Aymin: Bir de o kozalakların içinde yapış yapış şey var ya belki o eriyordur. Yani bunun miktarıda olabilir.

Eren: Aslında bunu deneyerek bulabiliriz

Luka: Deney gibi mi?

Eren: Evet bir sürü aynı kozalak alırız

Işık: İki tane alman lazım. Bakmak için

Ela K.: Olmaz bunu ayıramayız ki.

Aymin: Kızılçamın altına bakarsın aynı kozalak olur.

Eren: Tohumları farklı zamanlarda olduğu için olmayabilir. Kozalaklar farklı zamanlarda çıkmış olabilirler dallar farklı zamanda çıktı ya. Deney yapamayız

Işık: Aaaaaa

Çakıl: Yalnız size bir şey diyeceğim bu kozalaklar burada durmaya devam ederse açılacaklar.

Özge: Bu açılıp kapanma hareketi ne zamana kadar devam eder acaba?

Oskay: Sonsuza kadar devam edebilir.

Lukas: Bunu deneyebiliriz.

Eren: Bu olur işte açar kapar açar kapar bakarız.

Ela K.: Benim bir kitabım var kozalaklarla ilgili değil dağlarla ilgili biliyorum. Ama kozalak konumuza yardımcı olabilir. Ben oradan bir şey öğrendim her dağ aynı zamanda oluşmaz.

Lukas: Vay dağlar oluşuyor mu?

Ela K.: Evet oluşur. Ben getiririm Özge okur. Yani kozalaklarda dağlar gibi aynı zamanda oluşmayabilir.

Aymin: Bence bebekler gibi işte yaşı küçük olan kozalaklar yavaş açılıyor. Yaş farkı olabilir.

Eren: Ben de bir kitap var o kitapta dünyanın kaç yaşında olduğu yazıyor. Belki ağaçların yaşı olursa o zaman öğreniriz.

Asya: Burcu demişti ya dalların ucunda bir sıvı varmış. Dalları büyüten onla ilgili olabilir bütün bunlar

 

Ada: İşte bizi farklı yapan şeyler onları da farklı yapabilir.Bizi farklı yapan farklılıklarımız. Bunun bir önemi yok.

Asya: Aynı yaştayız ama farklıyız.

Ela K.: Aynı gelişmiyoruz. Ağaçların gelişimi farklı olabilir

Lukas: Aynı kiloda değiliz mesela

Işık: Özge takvime işaret koyabilir misin? Bakarız sürelerine..

Eren: Yani aslında yaşla ilgili.

Ela K.: Belki bu kozalaklar bahçemizdeki farklı yaşlardaki ağaçlardan düşmüştür ve bununla ilgilidir.

Çakıl: Halkalarından öğrenebiliriz. Sınıfımızda var aslında halka sayarak yaşını bulabiliriz.

Özge: Yaşayan bir ağacın halkalarını nasıl sayacağız?

Tan: İşte bu imkansız kesmemiz lazım ağacı

Lukas: Ama ben bulurum en yukarda olan ağaç en yaşlıdır.

Özge:Yaşın uzunlukla bir alakası olabilir diyorsun

Eren: Asla olmaz

Çakıl: Uzun olmak bir farklılık ama yaşla ilgisini kuramadım ben

Eren: Gövdesi en kalın ağaç en yaşlıdır.

Aymin: Çünkü içinde çok halka vardır.

Lukas: Evet çok yıl geçmiştir çünkü.

Özge: O zaman şöyle mi diyelim ‘bahçemizde en geniş gövdeli ağaç içinde çok halka olduğu için en yaşlıdır.’

Ela K.: Ya da tam tersi

Oskay: Ağaçların yaşına bakarız sonra kozalağını alırız bakarız

Ada: Farklılar mı diye dimi Oskay?

Oskay: Evet evet

Özge: O zaman ilk adım bahçedeki en yaşlı ağacı bulmak. Bir sonraki der buradan devam edelim o zaman

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

kozalaklar yüzer mi batar mı?

Ela K.: Bu kozalak Özge getirdiğinde kapalıydı şimdi açılmış.

Luka: Galiba yağmur yağdı sen dışardan onu getirdiğinde kapalıydı. Ve sınıfa gelince açıldı.

Aymin: Aynı bizim gibi soğukta kapanıyor sıcakta açılıyor.

Özge: Buna bir hareket diyebilir miyiz?

Ela K.: Tabi açılma ve kapanma

Özge: Peki bundan önce iki hipotezini vardı biri ‘dalından düşen şey cansızlaşır’ ikincisi ‘bir şeye canlı dememiz için hareket etmesi lazım’.. Eğer bu açılma ve kapanma bir hareketse bu iki hipotez üzerine konuşmak gerekiyor.

Lukas: Cansız olan şeyler de hareket edebilir bazen canım

Tan: Kozalaklar farklı o zaman.

Lukas: Belki şu an canlılığı bitmek üzereyken açılmıştır.

Çakıl: Bir kere daha soğuk suya koyalım bakalım ne zamana kadar.

Tan: Biz üşüyünce birden böyle yapıyoruz ya (içten gelen refleks kasılma hareketinden bahsediyor) onun gibi bir şeydir belki.

Masal: Çakıl’ın dediğini bi yapalım o zaman.

Ela K.: Aslında suya koymamıza gerek yok ama daha hızlı kapanır belki.

Eren: Ben şimdi size anlatacağım. Güneş var ya onları açıyor.

Luka: Annen Güneş mi yoksa hani hava durumu olan güneş mi?

Eren: Güneş işte sıcaklık yani bunun etkisi..

Tan: Ilık olunca da o zaman üstekiler açık olur alttakiler kapalı

Ela K.: Aslında açık olmaları iyi bir şey çünkü böcekler sığınır.

Lukas: Hem ılık yapalım hem soğuk o zaman

Özge: Tamam o zaman ben size bir kap getireyim ve deneyin.

Verdiğim kabın içine soğuk su koydular ve kozalakları atmak için toplandılar.

Özge: Bu arada Burcu’nun kitabında böyle bir bölüm var size okumak istiyorum.

Tübitak’ın ‘Ağaçlar’ kitabındaki kozalaklar ilgili olan bölümü okudum.

Lukas: Burcu çok iyi yazmış o bilmiş her şeyi.

Tan: Ya size ne diyeceğim şimdi. Kozalağı bu suya atacağız ama batmaz ki bu. Böyle yüzer.

Asya: Kozalak batar

Işık: Ağır şeyler suyun üstünde kalır hafif şeyler suyun altında kalır.

Aymin: Hayır tam tersi yüzeyde kalır

Asya: Işık’ın söylediği doğru.

Lukas: O zaman gemiler neden yüzüyor?

Ela K.: iyi de gemiler batıyor

Tan: Bazı gemiler

Masal: Onların içinde sistem var o yüzden.

Asya: Bunu deneyebiliriz

Özge: Tamam o zaman önce suya batma ve yüzme ile ilgili konuşalım. Ve bunu deneyerek başlayabiliriz Asya’nın dediği gibi.

Denemek istediğiniz şeyleri getirin ve bu kapta deneyin bakalım.

Hepsi neler yüzer neler batar denemek için istedikleri şeyleri getirdiler.

IMG_6929

IMG_6930

Luka:Ben düşünüyorum ki tahta şeyler yüzeyde kalır ve metal şeyler de batar. Demir gibi yani

Özge: Sen ağırlık ve hafiflik değil de malzemenin türüne göre batar ya da yüzer diyebiliriz diyorsun yani

Luka: Evet tahta bir boncuk buldum şimdi bu yüzecek bakın. Demiştim.

Oskay: Bazı kozalaklar yüzüyor bazıları batıyor baksanıza

Tan: Çünkü su bunu kaldıramıyor çünkü bunun yaprakları açılmamış

Eren: Çünkü sular girmiyor içine ve batıyor.

Özge: O zaman sanırım ‘bütün kozalaklar yüzer’ gibi bir genelleme yapamıyoruz.

Asya: O zaman şöyle olabilir. Bazı kozalaklar yüzebilir bazıları batabilir deriz..

 

 

 

 

Mavi Şimşekler ve Son Hafta

Merhaba Mavi Şimşekler Sınıfı velilerimiz,

bu hafta proje dersimizde Minik Atıklar dergimizin son çalışmalarını tamamladık. Editörümüzden, yazı ekibimize, karikatüristlerimizden, teknik desteğimize kadar herkes büyük bir özenle çalıştı. Dergimize son halini verirken bir kez de tüm sınıfımızca dergimizi gözden geçirmemiz kararı aldık. Bu nedenle sınıfımızdaki herkesle dergimizin birer örneğini paylaşıyor olacağız. İkinci dönemin ilk haftasında çıkacak olan dergimizin tüm sınıfımız tarafından okunup, eleştirilerini almak istedik. Tatilde dergimizde yazılan yazılarda noktalama işaretlerinin, büyük-küçük harf kurallarının, görsellerin uygun yerleştirilip yerleştirilmediğinin sınıfımızca kontrol ediliyor olması dergi çalışanlarımız için çok önemli. Minik Atıklar dergi çalışanları tatil sonrası desteklerinizi bekliyor olacak.

Atık kutusu yapan grubumuz atık cdlerle tasarladıkları kutularını bitirdiler ve sahiplerine ulaştırdılar.

IMAG0808 IMAG0809 IMAG0866 IMAG0867

Matematik dersimizde hazırladığımız matematik çalışma sayfalarındaki  problemleri çözüp, işlem yapıp, zihnimizde yeni problemler oluşturduk.

Türkçe dersimizde de Korkak Kedicik isimli hikayeyi okuduk ve çalışmalarını kitapçıklarımızdan tamamladık.

Bir dönemi öğrenerek, araştırarak, yaparak ve yaşayarak tamamlamanın sevinci içerisindeyiz.

Güzel bir tatil geçirmenizi diliyoruz.

Şenay ARSLAN SOYALTIN & Zühre ŞİMŞEK

Minyonlar Sınıfı-18. Hafta-Tatil Öncesi

Herkese Merhaba,

Tatil öncesi son yazımızı yazarken öncelikle çok heyecanlı olduğumu paylaşmak isterim.

Bu haftadan paylaşımlarımızı sık sık İnstagram hesabımız üzerinden yaptım, oradan haftamızı inceleyebilirsiniz. :)

Sene başında karşılaştığım her biri çok değerli olan Minyonlarım ile geçirdiğimiz bu zamanın bizlere çok şey kattığını biliyorum.

Her biri artık çok daha özel, çok daha paylaşımcı, çok daha “biz” olmanın keyfini yaşıyor. En temelde olmasını istediğim, mutlu çocuklarım artık karşımda, ben de çok mutluyum.

Güzel bir tatili hakettiler, diliyorum ki ikinci dönemimiz de bir bu kadar mutlu, huzurlu, keyifli geçsin.

Bu süreçteki destekleriniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, güzel bir tatil diliyorum.

Sevgilerimle,

Emel

 

EĞLENCE SINIFI İLE BİR DÖNEMİN DAHA SONU…

IMG_4135

 

Sevgili Eğlence Sınıfı Velileri,

 

Eğlence sınıfı olarak benimle birlikte geçirdiğimiz bu üçüncü eğitim öğretim dönemi idi. Söylenecek bir sürü cümle, bir sürü his, duygu var. Hayatlarının büyük bir kısmını kaplaya okul yaşantılarının onlar için keyifli öğrenmelerle ve her günü mutlulukla kapatmalarını sağlamak benim en büyük dileğimdi. Onların sesleri, kahkahaları, koşturmalarının insana verdiği enerjiyle bu dönemi de büyük bir çoşku ve heyecanla kapatıyoruz.

 

Diğer üç seneden farklı olarak bu sene hayatımıza yazılıların girmiş olması, genel bir başarı-sevgi korelasyonu algısını oluşturmaması için elimden/elimizden geleni yaptık. Yazılıların bizim için değerini bildik ama bunu hayatımızın merkezi yapmadık. Sınavlara karşı olumsuz bir tutum beslemedik. Bununla beraber bize karnemizle beraber verilecek takdir veya teşekkür belgesinin sadece bir belge olduğunun da farkındayız. Biz derslerimizi öğrenmek ve eğlenmek için işliyoruz. Belgeler kısmı ise bu işin teferruatı.

 

Biliyorum ki yıllar geçtiğinde de biz Eğlence Sınıfı’nın her üyesi olarak kendi düşüncelerine, ihtiyaçlarına sahip çıkan, bireysel farklılıklara saygı duyan, bireyleri olduğu gibi kabul eden; insanı, hayvanı, doğayı seven ve saygı duyan bireyler olmaya devam edeceğiz.

 

Bu dönem çok çalıştık, çok yorulduk. Bu süreçte birbirimize hep destek olduk, yardımlaştık, birbirimizin çabasına ortak olduk. Bugün ise bu yorgunluğumuzu atmak için önümüzde iki haftalık bir tatil olacak. Tatili her anlamda en verimli şekilde kullanacağınıza kuşkum yok.

herkese keyifli bir hafta sonu diliyorum.

 

Sevgilerimlee

 

 

2. Sınıflar ile bu hafta!

YeniOkul 2A Sınıfı ile bu hafta Slobodan Dan Paich adlı ressamın ”Tea & Ink” adlı kitabında yayımladığı eserlerini inceledik. Tüm öğrenciler kendilerine bir resim seçtiler, ve bu resmi canlandırmak üzerine hareket ettiler!

 

DSC_1262 

 

 

   

 

 

 

 

 

Su Güzey

1. Sınıflar ile sahnede!

Geçtiğimiz hafta 1. Sınıflar ile sınıf içerisinde sahne için bir alan belirledik. Bu sahneye istedikleri zaman girip çıkabildiler, sadece içeride yapacakları hareketler kısıtlıydı. peki sahneye çıkmak demek ne demekti? Sahneye çıktıkları zaman hareketlerinde bir değişiklik fark ediyorlar mıydı? Hareket ederken nelere dikkat etmeye başladılar? Seyirci onları neden izlemeliydi? Bunun gibi bir çok soruyu sahneyi ve içindeki hareketleri belirledikten sonra konuştuk. Öğrenciler hem bir hikayeye, hem de karakterlere ihtiyaçları olduklarına karar verdiler. Ve ilk sahne üzerinde viewpoints* doğaçlamalarını gerçekleştirdiler!.

*Viewpoints, koreograf Mary Overlie tarafından 1970’lerde geliştirilen bir hareket doğaçlaması tekniği. Bu teknik ile, bir hareket doğaçlaması egzersizinde mekan içerisinde hareket eden bedenlerin dikkat etmeleri gerektiği ve onlara yardımcı olacak belli unsurlar geliştirilmiştir (uzamsal ilişki, hareket seviyeleri, hareket zamanlamaları, vb.)

 

Hazırlık Sınıfı ile bu hafta!

YeniOkul Hazırlık Sınıfı ile bu hafta Slobodan Dan Paich adlı ressamın ”Tea & Ink” adlı kitabında yayımladığı eserlerini inceledik. Tüm öğrenciler kendilerine bir resim seçtiler, ve bu resmi canlandırmak üzerine hareket ettiler!

 

                 Seçtiği eser

 

                 

 

                 

 

DSC_1341                 

 

 

Hazırlık Sınıfı ile kelimeler üzerine hareket ettik!!

YeniOkul Hazırlık Sınıfı ile geçtiğimiz hafta ”rüya”, ”orman” ve ”okyanus” kelimeleri üzerine düşündük; aklımızda ve bedenimizde ne gibi izlenimler oluşuyor, bunun üzerine hareket doğaçlamaları  yaptık. Hepimizin gözleri kapalıydı, böylece hem utanan arkadaşlarımız çok daha rahat hareket araştırdılar, hem de kendi araştırmamız ile daha rahat ilgilenebildik.

 

 

Hazırlık Sınıfı doğaçlama

Hazırlık Sınıfı doğaçlama

Hazırlık Sınıfı doğaçlama

Hazırlık Sınıfı doğaçlama

Hazırlık Sınıfı doğaçlama

Hazırlık Sınıfı doğaçlama

Hazırlık Sınıfı doğaçlama

 

 

Su Güzey