Bir yerin barınak olduğunu nasıl anlarız?

Özge: Bu zamana kadar barınak nedir üzerine konuştuk, birbirimizin barınaklarının benzer ve farklılıklarını inceledik, evde birlikte yaşadığımız kişilerin grafiğini oluşturduk. Bugün merak ettiğim ve size sormak istediğim şey şu ‘bir yerin barınak olduğunu nasıl anlarız?’
Eren: Bir yerin barınak olabilmesi için Özge çatısı olması gerekiyor.
Oya: Kapısı olması gerekiyor.
Dila: Ve içine girilebiliyor olmalı.
Çınar: İçine girilebilecek bir evdir aslında.
Eren:Peki o zaman köpeğin barınağında neden kapı yok.
Oya: Kuşlarda da yok.
Ali Mert: Onlar kapıyı açamazlar çünkü. Bu yüzden buna ihtiyaçları yok.
Dila: Serbest kuşların barınağının kapısı yok ama evcil kuşların var.
Dora: Bir yerin barınak olabilmesi için en önemli şey içinde hava olması gerekiyor. Çünkü orada hava almazsa yaşayamaz.
Özge: Sen dün de barınak nedir sorusuna canlıların ihtiyaçlarını karşıladığı yerdir demiştin. Alp’te bunları saymıştı.
Alp: Canlıların ısıya, suya,havaya ve besine ihtiyacı var Özge.
Dora: Alp’in saydığı şeyler barınakta olmalı o zaman barınak olur orası yoksa barınak diyemeyiz.
Yaman: Yani yemek olmalı barınağın içinde.
Uğur: Aklıma bir şey geldi köpeklerin barınağının kapısı olmasa bile orası onlar için bir barınaktır.
Alp: İçinde canlı olması gerekiyor.
Ayda: Alp’in dediği doğru ama bir de korumalı olmalı barınak. Güvenli olmalı.
Eren: Aklıma benim de bir şey geldi. Bir yerin barınak olması için içinde ayakkabı olması gerekir.
Çınar: Yoo gerekmez çıplak çıplak olabilir.
Deniz: Hayvanlar ayakkabı giymiyor mesela.
Dila: Biz evlerimizde yaşıyoruz hayvanların da barınağı onlar. İstedikleri gibi yaşayabilirler. Biz evimizde ayakkabısız dolaşabiliyorsak onlar da dolaşabilirler. Biz hayvanlarla aynıyız ama biraz da farklıyız.
Can: Orman bir barınaktır mesela besin alabiliyor canlılar orda. Hem çok güvenli. Ama işte insanlar zarar veriyor.
Dila: Orman yağmur yağmasını sağlıyor bu da iyi bir şey.
Eren: Fıstık evimizin güzel koktuğunu, hava olduğunu ve evimizin pis olmadığını düşünüyor. Bu yüzden orası bir barınak onun için.
Ayda: Bu yüzden sizi seçmiş.
Uğur: Fıstık mutlu olmasa sizi seçmezdi.
Eren: Babam nerede olursa Fıstık orada olur çünkü babamı çok seviyor.
Ali Mert: Bir yerin barınak olması için o zaman sevdiğin bir yer olmalı. Eşyalarımızı koyabileceğimiz bir yer olmalı.
Can: En önemlisi korunmak yani.
Yaman: Hayvanların sadece barınaklara değil canlılara da ihtiyacı var. Canlılar olmazsa kim onlara yemek vermeli. Ve tabi barınakta cam olmalı.
Ayda: Cam derken pencere diyelim bence.
Deniz: Ve illa ki orada su kapları olmalı.
Oya: Bizi mutlu edecek şeyler olmalı içinde.
Dora: Mutlu edecek filmler mesela
Deniz:Hayvanlar için bu olamaz ama.
Dora: Hayvanlar için sarılmak olabilir.
Ayda: Sevdiğin kişiler olmalı barınakta o zaman barınak olur orası.

Barınak nedir?

Özge: Dün size yeni tema ile ilgili bilgiler vermiştim neler yapacağız, nerelere geziye gidebiliriz diye. Ama biraz temanın adı ile ilgili konuşmak istiyorum sizinle barınak ne demek?
Deniz: Barınak aslında ev demek. Yağmur sevmeyen hayvanlar için güzel bir yer demek
Dila: Yuva gibi bir şey aslında
Deniz: Saklanmak için bir yer aslında
Çınar: Yuvamız demek yani okulda bir yuva aslında
Eren: Kulübe de olabilir barınaktır aslında. Köpeklerin evidir ama barınaktır. Köpekler bu sayede ıslanmaz ve korunur.
Özge: Alp barınak ne demek?
Alp: Barınak yaşadığımız yerdir.
Ali Mert: Ben de Alp’in dediğinden diyorum. Ben evde korunuyorum soğuktan falan. Barınaklar bunun için var.
Dora: Rahatlamamızı sağlıyor. Barınak böyle insanların ve hayvanların sığındığı yer demek.
Can: Hayvanların da yaşadığı yer diyebiliriz. Hayvanların evi orman da olabilir. Orman aslında bir barınak. Ormanlara zarar vermemeliyiz. Yoksa barınakları olmaz hayvanaların.
Oya: Barınak ev gibi aynı. Barınak olursa çok soğuk ve çok sıcak havalarda korunuruz. Kıyafetlerimizi oraya koyarız.
Yaman: Barınak benim için ev demek. Islanmamanı sağlıyor kediler ıslanmayı hiç sevmez. Soğuk hava olunca kar yağınca evler kar olmamasını sağlıyor bizi koruyor. Tabi hayvanları da.
Dila: Hayvanların kış uykusunu geçirmeleri için var barınaklar. Tehlikeli hayvanlardan korunmak için barınaklara saklanıyorlar ve türlü hareketlere giriyorlar.
Dora: Böyle aslında barınaklar ihtiyaçlarımızı yapmamız için var.
Özge: Alp canlıların ihtiyaçları neler?
Alp: Canlıların ısıya, havaya, suya ve besine ihtiyacı var.
Eren: İşte bunları biz barınakta yapıyoruz ve hayvanlarda.
Çınar: Okulda bir barınak, Barınakların içinde bir şeyler öğreniriz biz.
Ayda: Barındığımız yere barınak denir.
Dora: Sığındığımız yer de diyebiliriz.
Ayda: Herkesin kendi barınağı vardır. Ailelerimiz orada yaşar.
Dila: Barınağımız olmazsa yatağımız olmaz.
Eren: Mesela Fıstık’ın barınağı bizim evimiz onun kendi yatağı barınağı da var ama o bunu dinlenmek için kullanıyor.
Deniz: Bobo’nun barınağı da senin evin.
Özge: Dışarıdaki köpeklerin peki?
Ayda: Onlar kulübelerde yaşar.
Çınar: Kaplumbağanın da kabuğu barınağı.
Oya: Kedilerin evi benim evim sokak kedilerinin evi dışarısı.
Çınar: Mesela sen benim ablam olsaydın ben senin evinde yaşardım.
Özge: Ama ben şu an Merve ile yaşıyorum ve o benim ablam ya da kardeşim değil.
Dila: Arkadaşlarda ailedir aslında.
Çınar: Sevdiğin kişi ile barınabilirsin aslında.
Ayda: Emine teyzem benim ailem mesela ama başka barınakta yaşıyor. Ben annem, babam ve ablamla yaşıyorum.
Eren: Ben annem ve babamla yaşıyorum.
Özge: Bir de?
Eren: Fıstıık
Yaman: Ben barınağımda annem, babam ve Ahmet ile yaşıyorum.
Dila: Kuzenim, dayım,yengem annem, babam.. yok yok tamam değil öyle. Annem,babam, Papi, kedim aslında kedim öldü onu saymayalım ve balıklarla.
Deniz: Abim, ben, annem ve babam yaşıyoruz biz.
Can: Ben annem ve babamla yaşıyorum. Bir hayvanımız yok.
Dora: Annem, babam, ben ve çok kedimle altı tane kedi falan.
Özge: Alp sen barınakta kimle yaşıyorsun?
Alp: Annem, babam, ben, Ali ile yaşıyorum.
Ali Mert: Ben balıklarımla ve annem babam kendim yaşıyorum.
Oya: Ben kedimle diğer kedimle annem babam ve abim ablamla yaşıyorum.
Çınar: Özge bazen bizim kedimizin barınağı tuvalet oluyor. Annem ve babam var bir de.
Eren: Özge sen kiminle yaşıyorsun?
Özge: Ben İstanbul’da Merve ve Bobo ile yaşıyorum. İzmir’deki evimde annem ve kardeşimle. Babam Bursa’da yaşıyor bir de orda bir evim var babam ile yaşadığım.
Yaman: Yok artık ne kadar çok
Özge: Nazan sen kimle yaşıyorsun?
Nazan: Ben, annem, babam ve iki tane kardeşimle yaşıyorum.
Özge: Size çok teşekkür ederim çok keyifli br çember zamanı oldu. Bunlarla ilgili konuşmaya devam edeceğiz.
Can: Özge tamam ses kaydını kapat şimdi :)

4. hafta bilgilendirme

Orman Sınıfının Sevgili Velileri Merhaba;

Barınaklar ve Yerleşim Yerleri temasının 4. haftasını tamamladık ve süreçte neler yaptığımızı sizinle paylaşmak istedim.

-Ulaşmayı hedeflediğimiz ‘Yaşadığımız coğrafi bölge ve kültürümüz barınma şeklimizi etkiler’ anlayışını desteklemek adına ülkelerdeki değişik türdeki barınakları inceledik ve bu barınakları dünya haritasına yerleştirdik.

-Değişik türdeki barınakları inceledik (igloo, Bajauların evleri, Korowailerin evleri..) Bu barınak türleri arasındaki farklar nelerdir ve bu farklılığa sebep olan şey nedir? sorusunu üzerine tartıştık. Sonuçta elde ettiğimiz hipotezlerle iklim, besine yakınlık, coğrafi konum ve kullanılan malzeme farklılıkları maddeleri üzerinde durduk.

– Hayvanların barınakları nelerdir? Nasıl gruplayabiliriz? sorusu üzerine konuştuk ve mağarada, suda,ağaçta,kendi kabuğunda ve toprağın altında yaşayan hayvanlar olarak gruplandırdık. Doğa teması boyunca hayvan barınakları üzerine konuşmuştuk ama buradaki amacımız bunu başlıklar altında gruplamak ve daha sonra grafik diline aktarmaktı. Gruplama yaptıktan sonra oluşturduğumuz grafiklerle hangi grupta daha çok veya az canlı olduğunu karşılaştırdık.

-2. hafta sonunda merak duvarındaki ‘barınaklarla ilgili neyi merak ediyorsun?’sorusuna verdikleri ve bu süreçte başlatacakları bireysel projelerin adımlarını belirledik. Bu merak ettiğin şeyi nereden öğrenebilirsin, kimden destek alabilirsin? sorularından yola çıkarak ilk adımlarımızı şekillendirdik.

Güzel bir hafta sonu geçirmenizi diliyorum.

Sevgilerimle

IMG_5384

 

 

 

 

 

IMG_5358

IMG_5366

IMG_5382

 

 

Eğlence Sınıfı Mart 1.Hafta

Sevgili velilerimiz,

Bu haftaya Ali Kuşçu Uzay Evinde başladık. Burada enerji ile ilgili bir atölyeye katıldık. Tükenebilir ve tükenemez kaynaklarımız konusunda farkındalık kazandık. Bizim bu kaynakları kullanırken nelere dikkat etmemiz gerektiği ve bireysel olarak nasıl fayda sağlayacağımızı konuştuk. Atölye sonunda Öğrendiklerimizi pekiştirecek bir oyun oynadık.

 

DSCN0140

DSCN0157

DSCN0174

 

Matematik derslerimizde çalıştığımız çarpım tablosunu önce eşleştirmeli bir oyunla tüm sınıf oynadık ve kartlar oluşturduk ardından yaptığımız bu kartları değerlendirmek için kapı süsü oluşturduk.

IMG_3139 IMG_3140 IMG_3133 IMG_3125 IMG_3110 IMG_3087 IMG_3086 IMG_3082 IMG_3080

İşte son hali:

20160301_163507

 

Baharın gelişiyle defterlerimize de çiçekler açtı ve çarpma çiçekleriyle çarpım tablosu çalıştık.

 

20160304_113609

20160304_113613

20160304_113621

Eğlence sınıfı bu sıralar kutu oyunlarına merak saldı. Şimdilerde Kelime Oyunu oynuyoruz. Yeni kelimeler türetiyoruz ve var olan kelimelere harfler ekleyerek yenileri türetiyorlar.

20160304_095038 20160304_095055

 

Türkçe derslerimizde dikte metinleri yazmaya ve okuma saatlerimize devam ediyoruz. Şimdilerde takipli okuma yapmaya başladık.

 

Herkese bol dinlenmeli tatiller diliyorum.

 

 

1. Sınıf – 4 Mart 2016

Sevgili velilerimiz,

Bu hafta okuma yazma çalışmalarımıza devam ettik. Artık bizim için hazırlanan kitapları okuyabiliyoruz. Heceleri birleştirerek sözcük, sözcükleri birleştirerek cümle çalışmaları yaptık.

Uzay hakkında meraklarımız arttıkça, konuştuğumuz konularda değişiyor, içeriği genişliyor.

IMG_4760

IMG_4721

IMG_4765

IMG_4766

01.03.2016

Deniz Ali: Şu an Mars’ta bir proje var. Gidecek yirmi dört kişi Dünya’ya bir daha geri dönmeyecekmiş.

Liv: Geri dönmeleri lazım.

Şenay: Siz söylemiştiniz geri dönmemeleri için Mars’ta yaşamın uygun olması gerekiyor. Mars’ta yaşam uygun mu?

Deniz Ali: Mars’ta su bulundu.

Sarp: Evet su bulundu.

Şenay: Suyun olması insanın yaşaması için yeterli mi?

Sarp: Sadece şu kadarcık bir yerde şu kadarcık su bulundu. Yani o kadar çok değil. Yirmi dört kişi yirmi dört tane su götürse onlar işe yaramaz mı?

Şenay: Suları biter mi sizce bir süre sonra?

Sarp: Evet biter.

Şenay: Mars’taki su içilebiliyor muymuş? Bilginiz var mı?

Sarp: İçilemese bile onların suları biterse içmek zorunda kalabilirler. Çünkü onların suyu biterse onlar susuz bir-iki gün kalabilirler. Normalde yemeksiz on sekiz- yirmi  gün kalabilirler ama önemli olan su.

Deniz Arjin: Ben akşam araştırmıştım da uzaylılar “Mars’ta var mı?” o araştırılıyormuş.

Şenay: Peki, henüz bulunmuş mu?

Defne İngin: Babam uzaylı var diyor. Çünkü bazıları da var diyormuş, o kadar gezegen ne işe yarıyor diye uzaylı demişler. Bir de şunu bulmuşlar; Mars’taki uzaylı izi dağın gölgesiymiş. Ama hiç dağın gölgesine benzemiyor. Çünkü böyle bir yüze benziyor.

Deniz Arjin: Aslında böyle bazı yerlere özellikle de soğuk yerlere göktaşları düşüyormuş Onların içini araştırdıklarında farklı yüzler bulunmuş.

Şenay: Nasıl yüzler ?

Deniz Arjin: İnsan yüzü gibi.

Sarp: Şöyle bir göz de bulunmuş, göz çok inceymiş ama.

Deniz Arjin: Bir de uçakla Mars’a gideceklermiş. Orada yolcular almışlar. Mars’a gitmek yedi ay sürüyormuş.

Defne İngin: Ama Ay, Mars’tan daha kısa bir de böyle ben bir uzaylı yüzü görmüştüm.Ama kumsalda olduğumda görmüştüm ama  hemen gitmişti.Onu hatırlıyorum.Yani Ay’ın fotoğrafında görmüştüm.

Ulaş: Yedi aysa şu an biz orada olmuş olurduk.

Şenay: Nasıl? Anlamadım, tekrar anlatır mısın?

Ulaş: Biz şu an yedi yaşındayız ya şu an bebeklikten çıksak Mars’ta olmuş olurduk.

Deniz Arjin: Ölümcül ışın silahları bulunmuş.

Şenay: Ölümcül ışın silahları ne demek?

Deniz Arjin: Yani sıktığında yok ediyor seni.

( Beş dakika kendi aralarında konuştular.)

Şenay: Bizim yaşamamız için su yeterli mi? Başka bir şeye ihtiyacımız var mı su haricinde?

Defne İngin:.Niye su bulunmuş? Çünkü uzaylı varsa uzaylılar ne içecek? Belki içtikçe su biriktiriyordur.

Alya: Canlıların yaşaması için bir da havaya ihtiyaç var.

Şenay: Evet. Başka?

Alya: Bir de doğalgaz. Şaka yaptım şaka.

Serra: Bütün gezegenlerde yaşam olsa bence daha mantıklı olur. Ama bununla ilgili sanırım bir şey biliyorum ama hatırlayamadım.

Şenay: Bir canlının yaşaması için başka neye ihtiyaç var?

Deniz Arjin: Uzayı araştırıyorlar. Çünkü dünyanın sonu geldiğinde insanlar nerede yaşayacak? O yüzden bütün gezegenlerde hava var mı yok mu diye araştırıyorlar.

Sarp: Mars’ta eskiden galiba su varmış. Mars’ta doğalgaza ihtiyaçları olmayabilir çünkü Mars kırmızı bir gezegen olduğu için bende orası yazın olduğundan da sıcak olabilir.Bu yüzden doğalgaza ihtiyaç olmayabilir.Yemeklerini kendileri bulup yerde pişiriyor olabilirler.Böcek yiyor olabilirler.

Şenay: Böceklerin yaşaması için uygun koşul var mı? Onu da düşünür müsünüz?

Feride: Böceğin yaşaması için birazcık oksijen gerekli çünkü oksijen ağaçlarda olduğu için. Burada ağaçlar var, o yüzden burada oksijen var. Uzayda olmadığı için böceğin orada yaşaması birazcık zor olabilir.

Defne İngin: Bence yemek pişiremezler çünkü akşamları buz gibi oluyor. Mars akşamları buz gibi oluyor.Patates yetiştirsek bile yemekler donabilir.

Şenay: Peki bunu nereden öğrendin?

Defne İngin: Filmden ve haberden.

Şenay: Hangi filmden?

Defne İngin: Marslı.

Sarp: Galiba benim bildiğime göre uzayda bir gün, dünyada üç yüz altmış beş gün oluyor.

Şenay: Öyle mi? Uzayda bir gün Dünya’da üç yüz altmış beş gün mü ?

Alya: Evet.

Şenay: Emin misiniz?

Sarp: Evet eminiz.

Şenay: Peki bunun anlatıldığı bir yazı getirebilir misiniz bize ya da nereden araştırma yaptıysanız internetten bir link gönderebilir mi aileniz?

Liv: Ama burası da uzay.

Şenay: Uzayın içindeyiz ama her gezegenin farklı bir zamanı var.

Serra: Bu kadar büyük bir dünyada bir toz olarak görünürüz neredeyse.

Sarp: Ben tam üç yüz altmış beş gün olduğundan eminim. Başka bir sayı olamaz. Benim babam bana söylemişti. Dünyada bir gün olunca da uzayda bir gün daha olmuyor.

Şenay: Bu bilgiyi bize gösterebilir misin? Nereden araştırma yaptıysan bizimle paylaşır mısın?

Uzayda bir gün dünyada üç yüz altmış beş gün müdür?

(5 dk.  Bu konudan dağıldılar. Uzay hakkında başka konularda konuşup, tekrar konuya döndüler. )

IMG_4768

IMG_4749

 

Deniz Arjin: Mars çok sıcak olmasına rağmen geceleri fırtınalar çıkabiliyor.

Şenay: Ne fırtınaları?

Deniz Arjin: Kum fırtınaları çok büyük oluyor ve insan bile gelse akşam onu uçurabilir.

Şenay: Teşekkür ederiz.

Deniz Arjin: Uzay gemisini bile kırabilir.

Deniz Ali: Dünya’nın eski zamanında dünyada bir gün altı saat sürüyormuş.

Şenay: Dünya’da bir gün altı saat sürüyor ne demek?

Deniz Ali: Yani eskiden, çok eskiden. Dünyada o zaman hiç kara yokmuş. Yavaş yavaş kara oluşmuş. Ay’ın oluşumu kahverengi ,siyah bir topmuş .Işık saçan bir şey gibi.Ayrıca sonra bu birleşip ama ondan daha da önce dünya bir lav gölüydü.

Şenay: Dünyanın bir günü altı saatmiş dediler. Bununla ilgili bir video var mı?

Deniz Ali: Var, ama çok uzun bir video.

Şenay: Dünya neyde çok uzun dönüyor? Kendi çevresinde mi Güneş’in çevresinde mi?

Deniz Ali: Dünyanın çevresinde.

Şenay: Dünya kendi çevresinde döndüğünde bir gün mü oluyor? Dünya kendi çevresinde döndüğünde ne oluyor?

Deniz Ali: Bir yıl.

Sarp: Bir yıl.

Şenay: Dünya kendi çevresinde bir tam dönüşünü yaptığında ne oluyor ve kendi çevresinde ne kadar dönüyor? Elim şurada ya şöyle döndü, döndü. Tekrar bana geldi.Şu hareketi yaptığında ne oluyor?

Sarp: Bir yıl. Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık. Ocaktan Aralık’ a kadar dönüyor.

Şenay: Bir de dünya güneşin çevresinde böööyyyle dönüyor. Güneşin çevresinde döndüğünde ne oluyor?

Sarp: Güneş’in arkasındayken o zaman ay çıkıyor. Ay diye bir şey olmasaydı dünyada hiç akşam olmazdı. Biz ışıklı havada uyurduk. Asla büyüyemezdik.

Şenay: Gece ve gündüz diye bir şey var. Gece ve gündüzü bilen var mı?

Liv: Dünya dönüyor ama bir tarafında güneş var bir tarafında da ay ve dünya şöyle yavaş yavaş dönüyor. Güneşe döndüğü zaman burada gündüz oluyor. Burası( eli ile göstererek) aya döndüğünde de burada akşam oluyor.

Serra: Bence dünya çok yavaş döndüğü için güneşin çevresinde bir kere döndüğünde sanırım bir yıl oluyor.

Şenay: Sarp kendi çevresinde döndüğünde bir yıl demiştin ya Serra da diyor ki güneşin çevresinde döndüğünde bir yıl oluyor diyor. Ne düşünüyorsunuz?

Sarp: Evet, olabilir.

(Çocuklar fırtına hakkında konuşurlar.)

Defne İngin: Böyle fırtınada dışarıda olmamalıyız çünkü dışarıda olursak uçarak kaybolabiliriz.

Şenay: Nerede?

Defne İngin: Mars’ta.

Feride: Uzayda güneş açtığında dünyada da güneş açıyor. Uzayda fırtına olduğunda galiba dünyada da fırtına oluyor.

Sarp: Hayır.

Şenay: Bunu nereden öğrenebiliriz acaba?

Sarp: Uzayda fırtına da çıkmıyor yağmur da yağmıyor. Uzay bildiğin yerçekimsiz siyah bir boşluk.

Şenay: Uzayda fırtına yok mu?

Sarp: Yok.

Şenay: Fırtınadan bahsetmiştiniz ya nerede çıkıyor bu fırtına o zaman?

Sarp: Gezegenlerde çıkıyor. Uzayda çıkmıyor.


 

03.03.16

(Yerçekimi hakkında konuşulur. “Uzayda yerçekimi yok.” derler.)

Şenay: Dünya’da da uçuyormuşsun gibi bir şey yapabiliyorlar bilgisayardan. Bundan hiç yaptınız mı?

Sarp:Hayır ama babam istediği zaman beni süper hızlı gösterebilir.Uçarak gösterebilir ve yerçekimsiz de gösterebilir.

Şenay:Peki buna ne deniyor biliyor musun?

Sarp:Hayır.

Şenay: Baban bunu nasıl yapıyormuş bize anlatmak için öğrenebilir misin? Bir de uzayda bir şey anlatmak için kullansak nasıl kullanırız?

Mesela dünyada uçabiliyor mu insanlar?

Sarp: Hayır uçamaz.

Şenay: Uzayda uçuyor mu?

Sarp:Uzayda uçmuyor, çıkıyor ama tekrar yere düşüyor, yere bastığın an yukarı çıkıyorsun.

Şenay: Yere basabiliyorlar mı uzayda?

Sarp:evet.

Serra: Evet yere basabiliyorsun.

Şenay: Şimdi biz uzaya gidiyoruz desek bizi rokete koysalar bu kıyafetlerimizle gidebilir miyiz?

Tomris: Hayır.

Serra: Biz eskiden astronot kıyafetleri tasarladık. Eminönü’ne gittik.

Maya: Ben Beren ile diktim.

Feride: Biz kıyafetlerin kalıbını diktik Nara’nın annesi de giyebileceğimiz şekilde dikti.

Şenay: Kıyafetin özelliği neydi?

Deniz Arjin: Kıyafetler hava almaya elverişli değildi.

Feride: Sadece  kıyafeti tasarlayacak zamanımız  vardı o yüzden tüpü yapamadık.

Şenay: tüp ne işe yarayacak?

Deniz Özceylan: Nefes almak için.

Sarp: Uzayda şöyle kolye gibi bir şey takıyorsun, onu çalıştırıyorsun.

Şenay: Peki bunu nerede gördün?

Sarp:Ben Kidzmondo’da turuncu bir kıyafet giydim.gerçekten o şeyi de taktım.

Şenay: Kıyafeti bir kere daha anlatabilir misin?

Sarp: Şöyle takıyorsun.açtığında ışıklar yanıyor.Kask büyük olduğu için neredeyse kafamdan düşecekti.Zar zor taşıdım..Orada uzay gemisindeydik uzay gemisine göktaşı çarpmıştı.Bizi götüren kişi dedi ki uzayda yerçekimi olmadığı için oksijen olmadığı için bitkilere dökülen su kırmızı oluyor.

Şenay: O su neden kırmızıymış.

Sarp: Bilmiyorum.O suyu döktüğünde orası kırmızı oluyor.

Şenay: Bizim için araştırabilir misin o su neden kırmızıymış? Kidzmondo’dan bize biraz bahsedebilir misin?

Sarp: Oraya neden gittik? Bir robot vardı, uzayda bozulmuştu, göktaşı çarpmıştı gemiye. Bu yüzden onu kurtarmaya gitmiştik. Göktaşlarından küçük parçalar topladık, çantaya koyduk.

 

 IMG_4761

Sarp: Yerçekimi yere basmamızı sağlıyor.Dünya nasıl oluştu? Bir yıldızın parçası koptu. O bir dünya.Ama bence yıldızların çarpışması ile karadelik oluşuyor.Yani yıldız içine çekerse kara deliği patlama oluşur.

Şenay: Herkes aynı fikirde mi?

Feride: Belki de bir tane yıldız yaşlanıp patlamıştır.

Şenay: Gezegenler nasıl oluştu?

Maya: Bütün evren bir patlamayla oluştuysa o zamanlar bir yıldız ya da kara delik olabilir miydi?

Tomris: Bence o zaman karadelik yok. Ama karadeliği Allah yarattı. Patlamayı da Allah yarattı.

Maya: Patlamadan önce evren oluşmadıysa nasıl kara deliği içine çekip patlama oluşturabilirdi?

Sarp: Hayır o onlar oluşmadı diye bir şey yok, uzay oluşmadı.

Efe: Uzayda eskiden gezegenler yuvarlak, üçgen şekildeydi . Bilimadamları bile bunu bilmiyor.

Bütün gezegenler döne döne böyle şekillere geldi. Y ani şu an gezegenler can veriyor gibi.

Biz dünyada olduğumuz için dünya can vermiyor hep insan doğa doğa can gitmiyor.

Sarp: Uzay oluştuğunda gezegenler zaten vardı ama dünya yoktu. Dünya da bir yıldızın parçası koptuğunda oldu. Dünya normalde bir yıldızın parçası.

Efe: Uzay bizim başlangıcımız zaten.

Ceyda: Peki uzayın bir sınırı var mı?

Efe ve Sarp: Uzayın sınırı yok.

Yaz: Ay dünyanın küçük bir parçasından oluşuyor. Uzayda iki göktaşı birbirine çarpıyor, dünya oluşuyor. Sonra dünyadan kopan bir parça da ay oluyor.

Şenay: Akşam ailenizle bu konuyu araştırıp ertesi gün bize söyleyebilir misiniz?

IMG_4770

IMG_4771

 

Uzay hakkında araştırmalarımız arttıkça, çocuklarımız evde sizlerin desteğine daha çok ihtiyaç duyuyorlar. Çocuklarımız şu soruların cevaplarını bulmaya çalışıyorlar.

  • Dünya nasıl oluştu?
  • Ay nasıl oluştu?
  • Mars’ta bir canlının yaşaması için neye ihtiyacı var?
  • Dünya kendi çevresinde dönünce ne oluyor?
  • Dünya Güneş çevresinde dönünce ne oluyor?
  • Mars’ta kum fırtınaları var mı?
  • Uzayda 1 gün, Dünya’da ne kadar gün?

Bu hafta kil çalışmalarımızı Fırat’la stopmotion’a taşıdık. Gelecek hafta ürünümüzü hep birlikte izleyebileceğiz.

IMG_4744

IMG_4748

 

Keyifli hafta sonları diliyoruz.

Şenay ARSLAN & Ceyda SUCUOĞLU

 

 

 

 

 

 

 

Kartallar Sınıfı / Mart Ayı 1. Hafta

Merhabalar,

Bu haftaya öğrencilerimizle geçen hafta ortaya çıkan  eski paraları ve para birimlerini merakı üzerine konuşarak başladık. Bu konuşmalar sırasında öğrencilerimiz her ülkenin para değerinin aynı olmadığını ve geçmişten bugüne paraların ne gibi değişime uğradığını fark ettiler.

Haftanın ilk günü olan çemberde bu yılın artık yıl olduğunun söylenmesi üzerine artık yılın ne olduğunu konuştuk. Bu haftaki bir diğer adımımız da “Yok Olmadan” sergisine gitmemiz oldu. Sergi sırasında öğrencilerimiz Fırat’ın da yönlendirmeleri ile çalışmaların nasıl ve niçin yapıldığını sorguladılar. Gezi boyunca eserler, kendi yaşantıları ve okuldaki kazanımlarla ilişkilendirdiler. Bir eserdeki azalan elmalar üzerinden çıkartmayı konuşmuş olduk. Temamızın bir basamağı olan binalar hakkında konuştuk.

– Ayak taşıyıcısı olsun, herkesin ayağını tanısın, hangi kattaysa oraya çıksın. 2. kata çıkacaksa 2. katın penceresi açılsın.
+Gelecekte bence merdiven diye bir şey olmayacak. taşıyan robotlar olacak.-Gelecekte evde demirlerin üzerine bir şey yapılacak demirler kırılmayacak, alevler dışarı çıkmayacak, alev içerede kalacak.
-Merdiven olmayacak, çok ağaç olmayacak. gelecekte uçan arabalar olacak.
-Gelecekte evleri içinde ağaçlar olacak nefes almamız için.
+Her şeyi makineler yaparsa ben çok tembellerim.
-Kavanoz gibi bir şey olacak içinde ağaç olacak.

-Duvarları farklı, eskiden tahtalardan ve taşlardan yapıyorlardı.

-Bizim evi üstünde tuğla yok. helikopter bile inebiliyor.
-Bunlar Atatürk zamanında, bunlar Atatürk küçükken yapılan evler.

-Gelecekte yapılar çapraz, ters gibi ya da çoğu ev böyle olacak, değişik evler, rengarenk lambalar veya led duvar kullanılabilir.
-Ben başbakan olsaydım altın, demir ve zümrütten yapardım.

-Eskiden köylüler böyle ev yapamıyorlardı. çimento icat edilmemişti. samanla yapıyorlardı. saman ve hayvan dışkısıyla ev yapıyorlardı taş kadar sert oluyordu. eskiden bir de sadece tuğlayla yapıyorlardı.
+Çimento çok geç bulundu.
-Güçlü değildi. çare bulup çimentoyu sürüp bizim gibi evlerden yaptılar.

Geçen hafta modellerle geçiş yaptığımız çarpma kazanımına bu hafta da matematik kitapçığımız üzerinden devam ettik. Kitapçığımız modeller ile başlayıp toplama ile çarpma arasındaki ilişki ve işlemler ile devam ediyoruz. Öğrencilerimiz çarpma konusuna olan meraklarının da etkisiyle Matematik Gezegeni kitabında ve hazırladığımız kitapçıkta yer alan çalışmaları büyük bir keyifle ve istekle yapıyorlar. Okuma anlama çalışmaları içinde bir kitapçık hazırladık ve düzenli olarak öğrencilerimizle kitapçıktaki çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Türkçe kitapçığımızın içerisinde 5N1K soruları, noktalama işaretleri ve hecelemeler yer alıyor. Dikte çalışmalarımıza düzenli olarak devam ediyoruz ve bu çalışma sırasında noktalama işaretlerine (nokta, virgül, kısa çizgi, kesme işareti), büyük – küçük harfe ve özel isimlere (müze, kitap vb.isimler de dahil) dikkat ediyoruz. Tahmin rutinimize devam ediyoruz ve tekrarlandıkça tahminler gerçeğe daha çok yaklaşıyor (Her zaman farklı materyal kullanıyoruz.). Sizler de evde ritmik sayma, basit çarpma işlemleri (4 – 5 tane), bir metin üzerinden sorular sorup cevaplama vb.çalışmalar yapabilirsiniz.

Sevgiler

Yulfer & Görkem

 

20160302_101044 20160302_101059 20160302_101107 20160302_101301 20160302_101643 20160302_101648 20160302_101650 20160302_101949 20160302_102056 20160302_102100 20160302_102120 IMG-20160304-WA0000 IMG-20160304-WA0001 IMG-20160304-WA000820160229_152059 20160229_15210420160301_102802 20160301_102841 20160301_104537 20160301_104656 IMG-20160304-WA0028 IMG-20160304-WA0030IMG-20160304-WA000520160301_122519 20160301_122526 20160301_122702IMG-20160304-WA0002

Solucan barınak tasarımı

Bu hafta üzerine konuştuğumuz hayvan barınakları konusundan yola çıkarak solucana bir barınak tasarlama kararı aldık. Bu tasarladığımız barınak sayesinde hem solucanın hareketlerini inceleyeceğiz hem de solucanın toprağa olan etkisini gözlemleme şansı bulacağız. Gruplara ayrılıp solucan barınağı tasarladık ve  yaptığımız tasarımlar üzerine konuştuk. Ortak karar verdiğimiz tasarımdan yola çıkarak bugün barınağımızı hazırladık.

Devamını Oku

Kara Delik, Solucan Deliği, Yıldız Patlaması…

Sevgili velilerimiz,

Bu haftaya sınıfımızda hazırladığımız matematik materyalleri ile başladık. Küçük grup çalışmaları yaparak, toplama işlemleri yaptık. “Arttı, daha, eşittir” kavramlarını kullandık, “… aklımızda tutalım., … üzerine sayalım” eylemlerini gerçekleştirdik. En çok da;  “grup halinde çalışabilme”  yi öğrendik.

IMG_4039

Devamını Oku

3-A Sınıfı OCak 2.Hafta

Merhaba

Bu hafta ara tatilinde yaklaşmasıyla sınıfımızda geçen hafta belirleğimiz eksiklerimizi kapatmak, tekrarlar ve pratikler yapmak üzerine çalışmalarımıza ağırlık verdik.

Türkçe dersinde ” Asla neden diye sorma? ” kitabının resimleri üzerine yorumlar yaptık ve bizde o resimlerden kendi hikayemizi oluşturmak üzerine çalışmalara başladık.

 

20160115_141602

Devamını Oku

15 Ocak 2016

Merhabalar

Bu hafta sömestr tatiline yaklaşmamızla beraber öğrencilerimizle doğa temamız ve bize katkıları üzerine konuştuk. Bu sırada öğrencilerimiz en çok bilinçli tüketim üzerine konuştu ve buradan para kullanımına geçiş yaptılar.

– Ben hep babama hatırlatıyorum mesela o şu ilaç kutusu çöp diyor ben hayır o kağıt geri dönüşümü diyorum. Bu arada ben şey gördüm; ilaç kutularının üstünde körler için olan yazı vardı.

Devamını Oku